Koleksiyon Yönetim Politikasına İki Örnek: İstanbul Arkeoloji Müzesi ve Pera Müzesi

Tuğba Diri Apaydın

Koleksiyon yönetimi, müze koleksiyonlarına ilişkin etkinlik ve sorumlulukların mesleki etik kurallar doğrultusunda gerçekleştirildiği bir uygulama alanı olarak tanımlanır. Koleksiyon yönetiminin amacı ise, müze koleksiyonlarına ilişkin etkinlikler konusunda toplumun güvenini kazanmak, bu etkinlik ve sorumlulukları kamuya beyan ederek karşılıklı bir itibar ve güven ilişkisi kurmaktır.

Bir müzede koleksiyonu oluşturmak istendiğinde atılması gereken öncelikli ilk adımlardan biri de “yazılı” bir koleksiyon politikası hazırlamaktır. Bu politikada da mutlaka kurumun misyonu, amacı ve hedefleri ile koleksiyonun içeriği, edinme – elden çıkarma yol ve yöntemleri, ödünç alma – verme şartları, bakım, koruma, erişim ve araştırma gibi maddeler belirlenmeli ve koleksiyon bu maddeler ışığında güvence altına alınmalıdır. Sayılan bu maddeler koleksiyonların türü, büyüklüğü ya da içeriği gibi farklı değişkenler sebebiyle değiştirilebilir ya da esnetilebilir.

Bir diğer önemli konu ise, koleksiyon politikasının sadece müze çalışanları tarafından değil müzeye ve koleksiyonuna ilgi duyan herkes tarafından anlaşılır olmasıdır. Politika sade, anlaşılır ve net bir dille yazılmalıdır. Ayrıca bir eserle ilgili tüm senaryolar öngörülmeli, politika içeriğinde aranılan her türlü bilgi şüpheye yer bırakmayacak şekilde ilgili kişiye aktarılmalıdır. Bir koleksiyon politikasının belki de en önemli şartı kamuya açık olmasıdır. Avrupa ya da Amerika gibi modern müzecilik anlayışının geliştiği coğrafyalarda yazılı, halka açık koleksiyon yönetim politikaları yaygınken Türkiye’de pek çok müzede bu açıklık halen tam olarak oturmamıştır.

Türkiye’de bugün kendine önemli yer edinmiş Pera Müzesi ve İstanbul Arkeoloji Müzesi üzerinden mukayeseli koleksiyon yönetimi kavramı üzerinde durulacaktır. Burada hemen belirtmeyiz ki hem Pera Müzesi gibi özel müzeler, hem de İstanbul Arkeoloji Müzesi gibi devlet müzeleri Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın koyduğu yasalar doğrultusunda yönetilmektedir. İstanbul Arkeoloji Müzesi tamamen devlete bağlı iken, Pera Müzesi’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olmakla birlikte özerk yapıda olması iki kurum arasındaki temel farklılıktır. Ayrıca, Pera Müzesi’nin yazılı bir koleksiyon politikası bulunmakla birlikte bu politika sadece müze çalışanlarının erişimine açıktır. İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin ise yazılı bir koleksiyon politikası bulunmamaktadır.

Karşılaştırmaya “vizyon ve misyon” ile başlamak isabetli olacaktır. Bir kurumun kendini ifade etmesi, kurumsal hedefleri, amaç ve beyanlarını ortaya koyması için “vizyon” ve “misyon” kavramlarının altını doldurması gerekmektedir. Kurumlar kısa ya da uzun vadede bir yol haritası çizmeli ve bu doğrultuda ilerlemelidir. Vizyon, misyon (amaç) ve hedefler periyodik olarak güncellenmelidir.

Müzelerin misyon, amaç ve hedefleri ile ilgili değerlendirmeye Pera Müzesi’nden başlamak amacıyla, müzenin şu anki yöneticisi olan M. Özalp Birol’un yayımladığı bir makaleden bahsetmemiz doğru olacaktır. Birol, ilgili makalesinde müzenin misyon amaç ve hedeflerini söyle açıklamaktadır:

“Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, vakıf koleksiyonlarının temsil ettiği arkeolojik, etnografik, sanatsal, sosyal ve kültürel değerleri yaşatmayı ve gelecek kuşaklara anlatmayı, ülkemiz insanını kültür ve sanatın evrensel değerleriyle buluşturmayı hedeflemektedir. Müze, vakfın koleksiyonlarından nitelikli sergiler derleyerek, dünyanın önde gelen kültür ve sanat kurumlarıyla ve müzeleriyle işbirliği yaparak, dünya sanatının usta sanatçılarının yapıtlarını izleyici ile buluşturan sergi, yayıncılık, sözlü etkinlik, film gösterimi, çocuk eğitimi gibi çok yönlü etkinlikleri hayata geçirmektedir. Pera Müzesi, yılın belli dönemlerinde, özellikle sanat eğitimi veren kurumlarla gerçekleştirdiği ulusal ve uluslararası etkinliklerle genç sanatçılara destek olmakta ve yapıtlarını sanatseverlere sunmaktadır. Müze, diğer taraftan, kurumsal ve kişisel koleksiyonculuğu özendiren projeler de gerçekleştirmektedir. Pera Müzesi’nin iletişim stratejisi ve konumlandırılması da yukarıda işaret edilen vizyon, misyon ve stratejiler doğrultusunda belirlenmiştir.”

İstanbul Arkeoloji Müzesi ise tıpkı kendisi gibi eski ve köklü kurumlar olan British Müzesi ve Louvre Müzesi gibi, koleksiyonlarındaki milyonlara yaklaşan eser sayısı ile 1980’li yıllardan bu yana çağdaş müzecilik gündemini yakalamaya çalışmaktadır. Fakat halen, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin vizyon, amaç ve hedefleri ise kamuya açık olarak bildirilmemiş, yapılan araştırma sonucunda da kaynaklarda bu konu hakkında net bilgilere ulaşılamamıştır. Bununla birlikte müzenin internet sitesinde bu konuya yakın olarak, “İstanbul Arkeoloji Müzesi, tarihin koridorlarında yolculuk yapmak ve uygarlıkların izini sürmek isteyen tüm ziyaretçileri ağırlamaktadır” şeklinde bir ifade yer almaktadır.

 

Koleksiyon yönetimi politikasında belki de en önemli maddelerden birisi de “edinme-elde etme” dir.  Bir nesnenin koleksiyona kazandırılması için bazı temel ölçütler bulunmaktadır. Bunlardan ilki ve belki de en önemlisi, edinilecek olan nesnenin mevcut koleksiyona uyup uymamasıdır. Seçici davranılmadan alınan her nesne koleksiyonun niteliğine değer katmaz, onu sadece nicelik olarak büyütür. İkinci ölçüt eserin fiziki durumu iken üçüncüsü müzenin nesneyi hangi amaç için aldığının belirlenmesidir. Örneğin, bazı durumlarda eserler etütlük olarak ayrılırken, bazı eserler sergileme amacıyla kullanılabilir. Müzenin bu tür durumları önceden öngörmesi gereklidir. Son olarak en az diğerleri kadar önemli olan bir diğer koşul ise, müzenin uzun vadede aldığı ya da alacağı eser için erişim sağlama imkânlarını belirlemesi ve gerekli hallerde eserin bakımı için harcayabileceği maliyeti gözden geçirmesi gerekliliğidir.

Eserler müzenin koleksiyonuna satın alma, bağış, ödünç alma, miras ve değiş-tokuş yoluyla kazandırılabilir. Ayrıca burada altı çizili olarak belirtilmeli ki satın alma, bağışlama ya da değiş-tokuş amacıyla teklif edilen bir objenin bulunduğu ülkede yasadışı yolla elde edilip edilmediği ya da aracı başka bir ülkeden yasa dışı yolla yurtdışına çıkarılmadığından emin olunmalıdır.

Pera Müzesi, eserleri koleksiyonuna müzayede, yurt içi ve yurt dışı sanat fuarlarından satın alma ya da bağış yoluyla katmaktadır. Bağış yoluyla aldığı eserlerde eserin menşei ve bağışçısı müzenin en önemli kıstaslarından biridir. Bir eser, müze koleksiyonuna dahil edilirken var olan koleksiyona uygun olup olmadığı dikkatle değerlendirilir. Ardından uzmanlar tarafından eserin fiziki durumu ve orijinalliği incelenir ve daha sonra koleksiyona katılır. Ardından bu eserler Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca her sayfası mühürlenmiş olan envanter defterine kaydedilir. Bunun yanı sıra müzenin kendine ait özel bir envanterleme sistemi de bulunmaktadır. Pera Müzesi’nin yazılı bir koleksiyon yönetiminin erişimi müze dışındaki kişiler için mümkün değildir. Eser edinimini sınırlayan ve kapsayan maddeler ise Londra British Müzesi örnek alınarak hazırlanmıştır.

İstanbul Arkeoloji Müzesi ise eserleri kazı, zor alım (müsadere), bağış, devir ve satın alma yoluyla bünyesine katmaktadır. Bilindiği üzere, İstanbul Arkeoloji Müzesi bir “Devlet Müzesi” niteliğindedir. İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde özellikle 2004 yılından bu yana hız kazanan alt yapı projeleri nedeniyle binlerce eseri koleksiyonlarına dâhil etmiştir. Kanun gereği toprak altından çıkan bütün eserler de devlete ve dolayısıyla müzeye ait olmaktadır. Bunun bir sonucu olarak İstanbul Arkeoloji Müzesi, tarihi eser değeri taşıyan ve ülke içinden çıkartılan her türlü nesneyi sembolik bir ücret karşılığında da olsa satın almak zorundadır. Ancak nadide bir eser getirildiğinde bu ücret sembolik olmaktan çıkıp daha yüksek bir bedel de olabilmektedir. Pera Müzesi ise özerkliği sayesinde eser satın alma zorunluluğuyla karşılaşmamakta ve eser alımında çok daha seçici davranma şansına sahiptir.

İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne gelen eserlerin tasdikli envanter defterine kaydı müze idaresince yapılır. Ayrıca eser envanter fişleri düzenlenir ve Kültür ve Tabiat Varlıkları ile ilgili her türlü işlem bu fişler üzerinden yapılır. Bir adet temiz bir adet müsvedde envanter defterinin bulunduğu müzede bu defterler sağlıklı bir ortamda saklanır. Müzede ayrıca tarihi geçmişinden dolayı elle tutulmuş olan analog veritabanı da bulunmaktadır.

Müzeler koleksiyon yönetim politikalarını düzenlerken elde etme yöntemi kadar eserleri “elden çıkarma” yöntemine de aynı önemi vermelidir. Aslında eserlerin koleksiyonlarından çıkarılması eserlerin korunarak gelecek kuşaklara aktarılması düşüncesine ters düşmektedir. Ayrıca tartışma yaratan diğer bir düşünce ise, bir müzenin bir eseri koleksiyonundan çıkarması durumunda o eserin sanatçısına, topluma ve kültürel mirasa karşı saygı duymadığı yönündedir. Eser çıkartma yerine eserleri müzayede ya da galerilerde satıp, o eser üzerinden gelen para ile koleksiyonun yararına başka işler yapılır

Elden çıkarma üzerinde bir takım tartışmalar olsa da bazı koşullarda müzeler koleksiyonlarından eserleri çıkarmaya devam etmektedir. Koleksiyona uymaması veya bütünlüğü bozması, estetik açıdan yeterli olmaması, fiziki olarak bozulmaya başlaması ve hatta yok olma noktasına gelmesi,  ait olduğu sanatçının koleksiyonda çok fazla eseri olması ve diğer sanatçılarla miktar bakımından eser eşitlemeye gidilmesi, sergilenmesi veya depolanması için yeterli alan bulunmaması ve o eser için bakım uygulaması yapılamaması durumlarında eser koleksiyondan çıkarılabilir.

Genel olarak koleksiyondan eser çıkarma durumları bu şekildeyken Pera Müzesi, 2005 yılında kurulmuş olup halen koleksiyonunu geliştirmeye devam etmektedir. Bu nedenle müze eserleri, henüz koleksiyonlarından çıkarma düşüncesinde ve eğiliminde değildir. İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde ise elden çıkarma işlemi bazı durumlarda yapılmaktadır. Örneğin, Antik çağlardan kalan bir demir parçasının yıllar içinde çürüyerek yok olma noktasına gelmesi durumunda Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ilgili parçanın önceki ve sonraki durumu hakkında bilgi verilerek envanterden düşürülebilmektedir.

Bir politikanın olmazsa olmazı üçüncü madde ise, “ödünç alıp verme” dir. Müzeler arasında eser ödünç alıp vermenin en önemli kazancı, kuşkusuz binlerce kilometre ötedeki eserleri dahi bunlara erişim imkânı olmayan ziyaretçilerle buluşturma fırsatı sağlamasıdır.

Ödünç alıp verme üç ana evreden oluşmaktadır. İlk aşamada alınacak eserlerle ilgili “araştırma, derleme, inceleme” yapılmalı, potansiyel ödünç alan tarafın, çalışmanın koruma ve hazırlama süreçlerini başarılı biçimde üstlenip üstlenemeyeceği belirlenmelidir. İkinci evre ise, “talep, hesaplama ve onaylama” olarak tanımlanan ve ödünç veren ve alan arasındaki taleplerin ayrıntılı olarak hesaplanmasına yönelik yapılan çalışmalardır.  İklim değişikliği, sergi ortamı ve nesnenin taşımaya/seyahate uygunluğu, müzenin kadrosunda alınan eserlerin uzmanı olup olmadığı gibi hususlar dikkatle incelenmelidir. Eserler karşıdan teminat almak ve sigortalanmak şartıyla verilmelidir. Üçüncü ve son evre ise, “gönderim, kurulum ve dönüş” başlığı altında tanımlanmaktadır. Bu evre, ödünç alma ve verme etkinliğinin iki taraf arasında gerçekleştirilmesini içermektedir. Son olarak ise, ödünç verime işlemi mutlak suretle durum raporu kontrol edildikten sonra ve finansal ödemeler tamamlandıktan sonra bitirilmelidir.

Pera Müzesi’nin üç ana koleksiyonu da bünyesinde dünyaca bilinen nadir örnekleri barındırmaktadır. Diğer müzelerle sürekli olarak geçici süreli sergiler kapsamında eserler ödünç alınıp verilmektedir. Kurulduğu 2005 yılından bugüne kadar Aralarında Tate Britain, Victoria ve Albert Müzesi, St. Petersburg Rus Devlet Müzesi, JP Morgan Chase Koleksiyonu, New York School of Visual Arts, Maeght Vakfı gibi dünyanın önde gelen müze, koleksiyon ve vakıflarıyla ortak sanat projeleri üreten Pera Müzesi, Picasso’dan Marc Schagall’e, Andy Warhol’dan Rembrandt’a kadar dünyaca ünlü 60 geçici sergiye ev sahipliği yapmış ve bu koleksiyonları ziyaretçilerine sunmuştur. Her üç ayda bir geçici sergi düzenlenmesiyle istikrar sağlayan müze ilgili kişileri düzenli bir şekilde kendine çekmektedir.

İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde ise koleksiyon pek çok esere sahip olduğu için ödünç alma işlemleri nadiren görülmektedir. Müzeye sigorta zorunluluğu altında yurt içinden ve yurt dışından özel müzelerde dâhil olmak üzere nadir eserler getirilmekte verilmektedir. Bu işlemler için Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan ödünç alma formu doldurulmaktadır. İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin internet sitesindeki bilgilere göre en yakın tarihli geçici sergisi 2012 yılında Kazakistan Kültür Günleri kapsamında “Altın Elbiseli Adam” sergisidir. Ayrıca Kadir Has Vakfı sponsorluğunda, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde , “Boncuk, İnanç, Güç ve Güzellik” isimli sergi içinde ödünç alma işlemi gerçekleştirilmiş ve hazırlanan daha önce teşhir edilmemiş boncuk ve boncuk temalı buluntular ile boncuk tarihi üzerine bir sergi yapılmıştır.

Son olarak ise, günümüz müze kavramının içini dolduran “erişim ve araştırma” maddeleri üzerinde durulmalıdır.  Müzeler, içeriden veya dışarından gelen araştırmacıların eserlere, kayıtlara ve belgelere erişimi ile araştırma yapmalarına imkân sağlamak zorundadır.

Erişim ve araştırma alanında Pera Müzesi, günümüz çağdaş müzecilik anlayışına gayet uygundur. Blog, e- bülten ve sosyal medya diğer müzelerden farklı olarak kayda değer şekilde kullanılmaktadır. Pera Müzesi’nin diğer müzelerden ayrıştığı diğer bir farklı uygulama ise anket çalışmasıdır. Müzede tüm süreli sergiler ve bazı kalıcı sergiler için anket uygulaması görülmektedir. Bu anketler, tarafsızlığı yansıtması amacıyla müze dışından gönüllülerce yapılmaktadır. Anket soruları ise müzenin Pazarlama Komitesi tarafından hazırlanmaktadır. Bunun yanı sıra müze ziyaretçi defterlerindeki yorumlar da yine bu ekip tarafından değerlendirilmektedir. Ayrıca, dünya üzerinde 40 ülkeden 151 sanat kurumunun işbirliği sayesinde Google tarafından hayata geçirilen Google Art Project sayesinde müze koleksiyonları arama motoru üzerinden internet erişimine açık hale gelmiştir.

Araştırma alanında ise müzenin oldukça iyi sayılabilecek çeşitli çalışmaları bulunmaktadır. Her geçici serginin kitabı, katalogu ve broşürü basılmakta, sergiler hakkında alanında uzman kişiler tarafından çeşitli seminer ve konferanslar düzenlenerek müzenin tanıtımına katkı sağlanmaktadır. Sergi ayrıca sözel etkinliklerle, eğitimlerle de desteklenmektedir.  Pera Müzesi’nde açılacak olan sergiler, üst yönetim tarafından belirlenmekte, kurucular ve yönetim kurulu tarafından onaylanmaktadır.

İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde ise araştırmacıya çalışma şartları sağlanmıştır. Müzede belli bir konu üzerinde araştırma yapmak isteyen bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, doğrudan müze uzmanı ile temasa geçerek koleksiyon üzerinde çalışma yapma isteğini aktarıp uygun görülmesi halinde bu isteğini gerçekleştirebilir. Ancak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan bir kişi öncelikle Kültür ve Turizm Bakanlığı’na müracaat ederek izin almak zorundadır. İstanbul Arkeoloji Müzesi’ndeki sergilerin kataloglarının hazırlanması müze uzmanlarının sorumluluğundadır ve her sergi için katalog yapılmaktadır.

İstanbul Arkeoloji Müzesi koleksiyonlarına şu an için internet üzerinden erişim sağlamamaktadır. Ancak,  Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak çalışan tüm müzelerin ortak bir envanter veri tabanına kaydedilmesi amacıyla hazırlanan “Müzeler Ulusal Envanter Sitemi (MUES)”nde ile bu erişim mümkün olabilecektir. Sonuç olarak, müzelere fiziksel ve olanaklara erişim ayrıntılı bir şekilde düşünülmüşken, koleksiyonlara online erişim biraz zayıf kalmıştır. Çünkü her iki müzenin de koleksiyonlarına tam erişim mümkün değildir. Fakat bunun açığını ise, koleksiyon üzerinde müzeye gelerek yerinde araştırma fırsatı ile kapatmaktadırlar.

 

BİROL, M.Özalp, Türkiye’de Özel Müzecilik: Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi Örneği, Geçmişten Geleceğe Türkiye’de Müzecilik I Sempozyum, Ankara, 21-22 Mayıs 2007, s.73-76.

BİROL, M. Özalp, “Müze Yönetiminde Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi Örneği”, Müze Biliminin ABC’si, Hazırlayan: Nevra Ertürk, Hanzade Uralman, Ege Yayınları: İstanbul, 2012, s. 31-40.

ÇALIKOĞLU, Levent, Çağdaş Sanat Konuşmaları IV: Koleksiyon, Koleksiyonerlik ve Müzecilik, Yapı Kredi Yayınları: İstanbul, 2009.

ÖZKASIM, Hale, İstanbul Modern Sanat Müzesi Koleksion Yönetim Politakası için Bir Model Önerisi: Türk Resminde 1950-1970 Dönemi, İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayımlanmamış Doktora Tezi, İstanbul, 2004.

ÖZKASIM, Hale, “ Müzelerde Koleksiyon Yönetimi”, Müze Biliminin ABC’si, Ege Yayınları: İstanbul, 2012, s. 43-56.

RONA, Zeynep, “Koleksiyon Yönetimi”, Müzelerde Koleksiyon Oluşturma ve Geliştirme, Hazırlayan: Kadriye Tezcan Akmehmet, Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müzecilik Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2002, s. 15-18.

http://www.peramuzesi.org.tr/

http://www.istanbularkeoloji.gov.tr

http://teftis.kulturturizm.gov.tr/TR,13998/muzecilik-klavuzu.html

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir