Skip to main content

Kaynak: www.wga.hu

   Bir pagan mitini neoplatonik üslupla yeniden yorumlayan bu eser Floransa’yı uzun süre yöneten, sanata destek veren ve Botticelli de dahil olmak üzere birçok sanatçıyı himayesi altına alan Medici ailesine yapılmıştır. Ailenin hangi ferdinin siparişiyle yapıldığı kesin olarak bilinmese de Giuliano de Medici’nin güzellik kraliçesi seçilen eşine, Ligurya bölgesindeki Porto Venere’ de (Venüs Limanı) doğduğu için düğün hediyesi olarak yaptırdığı düşünülmektedir. 

   Antik Roma döneminde oldukça saygı gören,  aşk ve güzelliğin tanrıçası olarak görülen Venüs, (Yunan Mitolojisinde adı Afrodit olarak geçer.) Orta Çağa gelindiğinde günahkarlık ve ahlaksızlığın sembolü haline gelmişti. Yeniden Doğuş’u isteyen dönemin ressamları, mitolojik olayları eserlerine konu edinmekten çekinmiyorlardı. Hesiodos’a göre bu esere konu olan Venüs, doğan çocuklarını toprağın bağrına basan Uranüs’ün kızıydı. Oğlu Kronos babasının hayalarını kesip denize atmıştı ve Venüs buradan, denizden Kıbrıs kıyılarına doğdu.

    Rönesans sanatçılarıyla perspektifin ve anatominin doğru kullanımı önem kazanmıştı. Ancak burada Venüs’ün ve diğer figürlerin anatomiye aykırı duruşunu görüyoruz. Bunun sebebi Botticelli’nin olağanüstü bir güzelliği Yeni Platoncu anlayışla resmetmesidir. Bu anlayışa göre, doyuma ulaşmanın yolu, mükemmel güzelliği seyretmektir. Bizim duyumsadığımız gerçekler,  ideaların taklididir.

   Resmin, odak noktasında Venüs’ün denizden, doğurganlığın ve bekaretin sembolü olan istiridyeden çıkış anı var. Yunan heykellerini inceleyen Botticelli, Tanrıçaya kontrapost duruşunu vermiş. Mütevazı bir duruş sergileyen, mahrem bölgelerini kapatan  Venüs, ağırlığı ve kütlesi hiç yokmuşçasına, her an süzülüp uçacakmış gibi bir hissiyatla çizilmiş. 

Dalgalı denize atar atmaz onları.

Gittiler engine doğru uzun zaman,

Ak köpükler çıkıyordu tanrısal uzuvdan.

Bir kız türeyiverdi bu ak köpükten.

Aphrodite dediler ona tanrılar ve insanlar,

Bir köpükten doğmuş olduğu için.”

(Hesiodos,1991,190)       

   Sol tarafta, muhtemelen etraftaki çiçekleri saçmış olan Çiçek ve Bahar Tanrıçası Chloris ve Rüzgar Tanrısı olan sevgilisi Zephyros, Venüs’ün denizden doğumuna yardım ediyorlar. Zephyros kuvvetli şekilde nefesini veriyor. Chloris ise ona sarılıyor ve onların da birbirlerine sarılmaları ve duruşları anatomik olarak mümkün olmayan biçimde. 

    Sağda ise doğadaki düzeni ve mevsimleri simgeleyen Horae, elindeki örtüyle Venüs’ün çıkışını bekliyor. 

    Olağanüstü güzelliği ve duruluğuyla, Rönesans’ın hatta tüm dönemlerin en çok ilgi çeken eserlerinden biridir Venüs’ün Doğuşu. Geçtiğimiz yıllarda tabloyu inceleyen kişinin kalbini durduran, sanat zehirlenmesi adlı bir durumu yaşatarak gündeme gelen eser, Floransa’da Uffizi Müzesi’nde sergilenmektedir. 

    KAYNAKÇA
ÖNDİN Nilüfer(2016). Rönesans Düşüncesi Ve Resim Sanatı

ERHAT Azra(2020). Mitoloji Sözlüğü

GOMBRICH E. H. (2020). Sanatın Öyküsü

Yanıt Bırakın